Odamız Eylül Ayı Meclis Toplantısı Yapıldı

Odamız Eylül Ayı Meclis Toplantısı Yapıldı
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın Eylül ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet binasında gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Hayati Dolman’ın başkanlığında yapılan toplantıda gündem maddeleri görüşüldü. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Koşmaz’ın dünya ekonomisi ve Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler hakkında meclise bilgi verdi.

Toplantının faaliyet raporu maddesinde söz alan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Koşmaz, ‘Geçen ayki Meclis Toplantımızda dünya ekonomisindeki olumsuz gelişmeleri dile getirmiş ve endişelerimizi ortaya koymuştuk. Fakat geçtiğimiz ay içerisinde dünyadaki ekonomik gelişmelere bakarsak Amerika, Almanya, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin ikinci çeyrekte toparlanma hızlarının arttığını görüyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin ise, büyüme hızlarının yavaşladığı görülüyor. Tüm gelişmeler Suriye’ye askeri müdahalenin olacağı, FED’in varlık alımlarını kısıtlayacağı ve azaltma programının ne zaman başlayacağının belirsizliği olmasından kaynaklanıyor. Fakat sonraki gelişmelerde Suriye’nin ani bir çıkış yaparak kimyasal silahları uluslar arası denetime teslim edeceğini açıklaması askeri müdahale ihtimalini şimdilik de olsa ortadan kaldırdı. Ayrıca FED’in yapmış olduğu açıklama ile varlık alımlarını azaltmayacağını açıklaması finans piyasalarında bir rahatlama sağladı. Ancak, her ne kadar finans piyasalarında rahatlama olsa da Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bir konuya dikkat çekti. Gerçekten de önümüzdeki dönemlerde bunun tedbirlerini Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının alması gerekiyor. O da şu Maliye bakanımız diyor ki, bir gün gelecek FED bunu yapacak. Yapmak zorunda. Dolayısıyla bundan FED’in kaçışı yoktur. Bizim de ülke olarak şimdiden bunun tedbirlerini almamız gerekiyor. Hatta ve hatta bundan sonra FED’den varlık alımlarının daralma olacağı konusunda açıklaması gelirse, geçtiğimiz günlerde beklenen daha şiddetli bir dalgalanmanın dünya finansal piyasalarını etkileyebileceği dile getiriliyor. Bu arada gelişmekte olan ülkelerde sermaye sıkıntılarının yaşandığını herkes görüyor’ dedi.

Hükümetin kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık konusundaki çalışmalara da değinen Koşmaz, ‘Değerli arkadaşlar, kadınlara çalışma hayatından pozitif ayrımcılık konusunda hükümetimizin yeni düzenlemeleri söz konusu. Bunların başında doğum izninin 24 haftaya çıkarılması gibi bir madde var. Buna benzer başka maddeler de var. Tabi ki bu 2050 yılından sonra Türkiye’nin nüfusunun yaşlanacağı ve nüfusun azalacağı endişesi ile hükümetimizin almak zorunda olduğu tedbirlerden birisi. Ancak, bu şekilde kadınların doğum yapmasına yönelik bu ölçüdeki teşvik iş dünyasında belli sıkıntılar yaratacağı görünüyor. Düşünün ihracat yapan firmanın başında bir bayan arkadaş çalışıyor. Bütün işleri o yapıyor. Ama bir doğum iznine ayrıldığında uzun bir süre işinden ayrı kalacak. O firmanın işlerinde aksama olacağı endişesi, yerine bulunan elemanın, eski eleman işe döndüğünde yeni elemanın çıkarılamayacağı endişesi, iş dünyasını ve iş verenleri düşündürmeye başladı. Bir yandan kadına pozitif ayrımcılık yapalım derken, sanki kadınların önüne çalışma hayatında yeni bir engeller yaratılıyormuş gibi bir durum ortaya çıktı’ dedi.

2023 yılında Dünyanın en büyük 10 ekonomisi için yer alınabilmesi için çok çalışması gerektiğine de vurgu yapan Koşmaz, ‘Değerli arkadaşlar her fırsatta hepimizin dile getirdiği bir şey var. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yapmak. Ve Dünyanın en büyük 10 ekonomisine girmek. Bu gerçekten güzel bir hedef. Ama ulaşılması oldukça zor olan bir hedef. Ne yapacağız? Toplum olarak bu konuda zorlanmamız gerekiyor. Türkiye bugün IMF’nin 2012 tahminlerine göre satın alma paritesi ile 1 trilyon 306 milyar dolarlık bir ekonomiye sahip ve 15. sırada. G20 ülkelerinden bizim altımızda Arjantin, Avustralya Suudi Arabistan, Güney Afrika gibi ülkeler var. Fakat bizden büyükler dediğimiz zaman Kanada, Güney Kore, Meksika, İtalya, Fransa’yı görüyoruz. Zaten İtalya ve Fransa’dan itibaren 2 trilyon dolarlık ekonomiye sahip ülkeler var. Biz bu ülkelerin önümüzdeki yıllar içerisinde bazılarını geçerek 10. Sırada yer almak için çok önemli mücadele ve ekonomik kararlar almak zorundayız. Burada ülke büyüklüğünü belirleyen bir çok faktörler var. Bunlardan en önemlisi doğal kaynaklar ve insan kaynağı. Ucuz olsun veya olmasın iş gücünün yaratıcılığı ve verimliliği ön plana çıkıyor. Mesela bizim kadar nüfusa sahip olan Britanya bizim iki katımız ekonomiye sahip. Bizden biraz fazla nüfusa sahip olan Almanya bizim üç katımız ekonomiye sahip. ABD gibi ülkeleri zaten söylemeye gerek yok. Peki iş gücünün verimliliği ne demek? Her şeyden önce eğitime ve bilime önem vermek demek. 2012 yılında yapılan bilimsel araştırma yayınlarına baktığımızda Türkiye 23 bin tane yayın yapmış. Çin 180 bin, ABD 350 bin, Kanada 60 bin, İtalya 55 bin, Fransa 65 bin, Britanya 100 bin, Almanya 100 bin gibi. Bir başka açıdan baktığımızda. Bin çalışan başına ARGE görevlisinin kaç olduğuna baktığımızda Türkiye’de 3.41, Avustralya’da 8.12, Kanada’da 11.91, Güney Kore’de 14.40, hatta Endonezya’da bile 11.34 olduğunu görüyoruz. Bir başka açıdan olaya yaklaşırsak. Yapılan icatlar, buluşlar, patentler bazında baktığımızda. Ülkelerin lider şirketleri kaç tane patent aldığına bakarsak. Türkiye’de Oyak-Renault 122 tane tescille birinci sırada. Çin’de ise 2532, Almanya’daki en fazla icat yapan şirket ise 3361. Bu Güney Kore’de 6009, ABD’de 6584. Burada dikkat edilmesi gereken şu. Burada sadece en fazla patent tescili yapan ülkeler var. Diğerleri yok. Diğerlerini de topladığınız zaman uçurum artıyor. Böyle bir tablo da Türkiye ilk 10 ekonomi içerisine girer mi? Bu oldukça düşündürücü. Diyeceğiz ki girer. Girer ama, eğitime bakış açımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Temel bilimlerde ciddi bir gerileme yaşıyoruz. Bu gerileme 5-10 yıl içerisinde ekonomimizi bir durgunluğa sokabilir. Arge konusunda ilerlemeliyiz. Bin çalışan başına Arge sayısı en az 10 kişinin üzerinde olmalıdır. Geriye iş gücünün ucuzluğunu sürdürmek kalıyor. İşin püf noktası da burada. Çünkü bu ucuz iş gücünün sürekliliğini sağlamak, bu ucuz iş gücünün refah artışının durması ve sınırlanması anlamına geliyor. O zaman da 10 büyük ülke ekonomi arasında yer alabilir miyiz? Dolayısıyla olamayız. Ama Türkiye’de bugün bu kritik kararları da almak zorunda ve bunun eşiğindedir. Aksi takdirde 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almamız hayal olur. Bu da Türkiye için hüsran olur. Ama hak ettiğimiz bir sonuç olmaz. Bu sonucu elde edebilmemiz için hep birlikte çok çalışmalıyız. Bu zor bir hedef. Ama çalışmalıyız. 10. Olamayız, 11. 12. Oluruz ama bulunduğumuz yerden mutlaka ileride olmalıyız’ diye konuştu.

Toplantının gündem maddeleri arasında yer alan yeni hizmet binasının tamamlanması için gerekli olan finans sorununun çözümleri konusunda meclis üyeleri görüşlerini açıkladı. Yapılan görüşmeler sonucunda, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yaşar Coşkun’un yeni hizmet binasının tamamlanması için gerekli olan 7 milyon TL’ye kadar banka kredisi kullanma veya kredi talep etme, araştırma yetkisinin yönetime verilmesi önerisi oy çokluğu ile kabul edildi.
Haber Görselleri
Diğer Haberler
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
Ticaret Bakanlığı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
Balo
TOBB Uyum
Zafer Kalkınma Ajansı
Kosgeb
KGF
Eurochambres
İcc
Beceri 10
Tepav
Rekabet Kurumu
TSE
Gümrük ve Truzim işletmeleri
Celal Bayar Üniversitesi
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
İktisadi Kalkınma Vakfı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
Türk Patent Enstitüsü
Manisa Savunma Sanayi Teknoloji Geliştirme Kümesi
Sanal Ticaret Akademisi
Kolay İhracat Platformu Hakkında
Türkiye'nin İlan Portalı